Türkiye Cumhuriyeti

Bern Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Büyükelçi Sayin Mehmet T. Gücük’ün “schweiz Am Sonntag” Gazetesi Tarafindan Kendisine Yöneltilen Yazili Sorulara Vermiş Olduğu Yazili Yanitlar (türkçe) , 09.05.2016

Soru : Türkiye'nin İsviçre Büyükelçisi Sayın Mehmet T. Gücük şu an Cenevre Başkonsolosluğu'nun reddedilen talebi bağlamında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik eleştiri karşısında nasıl bir tavır alıyor? 

Cevap : Cenevre'deki sergi hakkında 26 Nisan ve 27 Nisan 2016 tarihlerinde tarafımızdan yapılan iki ayrı bilgilendirme duyurusunda kayıtlı hususları bu vesileyle bir kez daha kamuoyunun dikkatine getirmek istiyorum. 



Her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki sanatçının eserlerinin içeriğini belirleme konusundaki özgürlüğünü tartışma konusu yapmıyoruz.



Bununla birlikte, 15 Nisan'da açılışı yapılan sergiye sonradan eklendiği görülen ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nı bir can kaybının faili olmakla haksız ve gerçek dışı bir şekilde itham eden bir pankartın görüntülendiği bu fotoğraf, İsviçre Türk toplumunun ve STK'larının bir bölümünde DE ciddi rahatsızlığa yol açmıştır. Bu hususun, serginin resmi sponsorları arasında yer alan Cenevre Belediyesi'ndeki muhataplarımızın dikkatine getirilmesini teminen 22 Nisan itibarıyla adıgeçenlerle temas imkanı aranmasından ibaret olan konunun,  sanatçının sonradan basına yansıyan yorum ve ifadeleriyle de açıkça ortaya konulduğu üzere, bunun oldukça ötesinde yorumlarla istismar edilmeye devam edilmesini düşündürücü buluyor ve bu durumun fotoğrafın içeriğindeki kasıtlı mesajın bazı çevrelerce istismar edilmesine yönelik bilinçli bir kampanyanın parçası olduğunu düşünüyorum. 



SORU : Büyükelçi  özgür habercilik, ifade özgürlüğü ve mizah özgürlüğü sınırlarını nasıl (nerede) çiziyor? 



CEVAP : Demokratik hukuk devleti ilkesi, anayasa ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde ifade özgürlüğü ve siyasal eleştiri hakkı Türkiye'de de, birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi, bağımsız yargının tam güvencesi altındadır. Bu çerçevede, özgürlüklerin sınırı yasalar ve uluslararası sözleşmelerle belirlenmiştir.  



Anayasa Mahkemesi ve AİHM'ye bireysel başvuru gibi tüm hukuki yolların açık olduğu Türkiye'de, diğer tüm modern hukuk sistemlerindeki gibi, kişilik haklarına yapılan saldırılar gerekçesiyle davalar açılabilmektedir.



SORU : Türkiye'yi eleştiren gazeteciler bir sonraki Türkiye ziyaretlerinde güçlüklerle karşılaşmayı göz önünde bulundurmak zorunda mı?



CEVAP : Türkiye insan haklarına saygılı demokratik bir hukuk devletidir. Basın özgürlüğü, anayasamız ve ilgili mevzuatımızla güvence altına alınmış temel hak ve özgürlükler arasında yer almaktadır.  Ülkemizdeki son gelişmelerin ve alınan tedbirlerin gazetecilik mesleğinin icrası veya basın ve medya özgürlüğüyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Hepimiz yasalara uygun olarak hareket etmekle yükümlüyüz. 



​SORU : İsviçre medyası, Türk devletini cami ve kültür derneklerini parasal olarak desteklemekle eleştirmekte. Türk Büyükelçisi bu eleştiri için ne diyor? Büyükelçi, imamların İsviçre'de eğitilmelerini teşvik konusunda ne düşünüyor?

CEVAP : İlk günden  itibaren (1987) yasal, şeffaf ve meşru zeminde, İsviçre devletinin bilgi ve denetiminde devam eden bir uygulamaya ilişkin olarak basın-yayın organları aracılığıyla sürdürülmekte olan tartışmalar kapsamında İsviçre Türk Diyanet Vakfı tarafından yayınlanan 20 Nisan 2016 tarihli basın açıklamasının yeterince aydınlatıcı olduğu kanaatindeyim.