Türkiye Cumhuriyeti

Bern Büyükelçiliği

Büyükelçinin Mesajı

Türk toplumunun değerli üyeleri, kıymetli vatandaşlarımız 

Türkiye Cumhuriyeti’nin İsviçre ve Lihtenştayn nezdindeki Büyükelçisi olarak 14 Kasım 2016 tarihi itibarıyla görevime başlamış bulunuyorum. 

Türkiye ile İsviçre arasında, 1925 tarihli “Dostluk Anlaşması” temelinde sürdürülen köklü ve iyi ilişkiler mevcuttur.

Osmanlı dönemindeki ikili ilişkiler 1898 yılında Cenevre'de bir konsolosluk açılması ile başlamış, bunu 1900 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun Brüksel’deki Elçisinin İsviçre nezdinde görevlendirilmesi takip etmiştir. 1915 yılından itibaren ise Bern’de mukim bir Osmanlı Elçisi görev yapmaya başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyete geçiş sırasında da ilişkiler kopmamış ve 1 Kasım 1922 tarihinden itibaren Türkiye adını kullanmaya başlayan Bern’deki Elçilik, Cumhuriyetin ilanından sonra Maslahatgüzar seviyesinde resmen faaliyetine başlamıştır.

Cumhuriyetimizin kuruluş sürecinde dönüm noktası olan Lozan Antlaşması müzakerelerine ev sahipliği yapmış olması, Türk Medeni Kanunu’nun İsviçre Medeni Kanunu’ndan esinlenerek hazırlanmış olması, ayrıca Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin İsviçre’de imzalanmış olması bakımından İsviçre yakın tarihimizde anlamlı bir konuma sahiptir.

Son yıllarda karşılıklı üst düzey ziyaretler bakımından bir ivme yaşandığı görülmektedir. Bu çerçevede, dönemin İsviçre Konfederasyon Başkanı Pascal Couchepin’in, 7-11 Kasım 2008 tarihlerinde ülkemizi ziyaretinin ardından, 11. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül tarafından 25-26 Kasım 2010 tarihlerinde İsviçre’ye yapılan devlet ziyareti, ülkemizden bu ülkeye Cumhurbaşkanı düzeyinde gerçekleştirilen ilk ziyaret olmuş ve ikili ilişkilerimizin tüm veçheleriyle ele alınmasına imkan sağlamıştır. Dönemin İsviçre Konfederasyon Başkanı ve Dışişleri eski Bakanı Micheline Calmy-Rey, ikili temaslarda bulunmak ve Dördüncü Büyükelçiler Konferansı’na hitap etmek üzere 26-27 Aralık 2011 tarihlerinde ülkemizi ziyaret etmiştir. Dönemin İsviçre Kantonlar Meclisi Başkanı Erika Forster-Vannini’nin, 3-7 Mayıs 2010 tarihlerinde ülkemizi ziyaretini, Dışişleri eski Bakanı Sayın Ali Babacan’ın, 10-12 Eylül 2008 tarihlerinde İsviçre’yi ziyareti ile Dışişleri eski Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nun 10 Ekim 2013 tarihinde Bern’i ziyareti takip etmiştir. Son olarak Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu mevkidaşı Federal Dışişleri Bakanı Didier Burkhalter’in davetine icabetle 2-3 Kasım 2016 tarihlerinde Bern’e resmi bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Son dönemde iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde de önemli ilerlemeler elde edilmiştir. Türkiye ile İsviçre arasındaki dış ticaret verileri incelendiğinde, 2000 yılında iki ülke arasında 1.36 milyar ABD Doları düzeyinde olan dış ticaret hacminin 2015 yılında 8,1 milyar ABD Doları  (5,6 milyar ABD doları ihracat ve 2,4 milyar ABD doları ithalat) seviyesinde gerçekleştiği görülmektedir. İsviçre'nin Türkiye'ye yönelik yatırımları da istikrarlı bir artış eğilimi göstermektedir. TCMB verilerine göre, İsviçre’nin 2002-2016 Temmuz döneminde ülkemizdeki toplam yatırım tutarı 2 milyar 292 milyon Dolardır. Türkiye'de 800’e yakın İsviçre sermayeli şirket faaliyet göstermektedir. Ülkemizden İsviçre'ye yönelik yatırımların toplamı ise aynı dönemde 721 milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir. Ulaşılan bu seviyeye rağmen, mevcut olan potansiyelin daha da ileriye götürülebilmesi için her iki tarafta da gerekli irade mevcuttur.

İki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde ve çeşitlendirilmesinde önemli rol oynayan ve sayıları 130 bini aşan İsviçre Türk toplumunun hayatın neredeyse her alanında göstermekte olduğu başarılarla ve İsviçre toplumu içerisinde elde ettiği saygın konumla her zaman iftihar ediyor, İsviçre’de yaşayan vatandaşlarımızın iki ülke arasında bir dostluk köprüsü oluşturduğuna inanıyoruz.

Yaklaşık %56’ı oturma izni hamili, % 44’ü ise çifte vatandaş olarak İsviçrelilerin haklarına sahip olan Türk toplumunun, mensubu bulunduğu siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, iş çevreleri, meslek örgütleri ve eğitim kurumları aracılığıyla siyasi, ekonomik ve kültür alanında her geçen gün daha da etkin olarak İsviçre’de ülkemizi başarıyla temsile devam ettiğini memnuniyetle müşahede ediyoruz.

Üstlenmiş olmaktan büyük onur duyduğum bu görevim süresince gerek İsviçre’yle gerek Lihtenştayn’la ilişkilerimizi daha ileriye taşımak üzere özverili çalışmalarımızı devam ettireceğimizi; Büyükelçiliğimiz ile Zürih ve Cenevre Başkonsolosluklarımızın, ayrıca bağlı Müşavirliklerimizin halihazırda olduğu gibi gelecekte de hizmetinizde olacağını bir kez daha vurgulamak istiyor; bu vesileyle hepinize içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

 

İlhan SAYGILI

Büyükelçi